20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti Ders Notu

XX.YY. BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ

Trablusgarp Savaşı

  Savaşın Nedenleri

  Trablusgarp Savaşı’nın çıkmasında;

Sömürgecilik yarışında geç kalan İtalya’nın sanayisi için hammadde ve pazar arayışı
Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ı koruyamayacak durumda olması
Coğrafi konumu itibariyle İtalya’ya yakın olan Trablusgarp’ın ticaret yolları üzerinde bulunması ve zengin petrol kaynaklarına sahip olması gibi nedenler etkili olmuştur.

  Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarının başlaması üzerine İtalya ile Ouchy (Uşi) Antlaşması’nı imzaladı (18 Ekim 1912). Bu antlaşma ile Trablusgarp Savaşı sona ermiştir.

Trablusgarp Savaşının Sonuçları

Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’daki son toprağını da İtalyanlara bırakarak bu kıtadan tamamen çekilmiştir.
Rodos ve Oniki Ada’yı ele geçiren İtalya, Ege Denizi’nde etkin bir güç haline gelmiş, Osmanlıların Ege’deki hakimiyeti sarsılmıştır.
    Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarından mağlup çıktığından İtalya’ya bırakılan adaları geri alacak güce sahip değildi. Bu nedenle İtalya adaları geri vermedi. Oniki Ada, II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar İtalya’da kaldı. Savaşta mağlup olan İtalya, adaları Yunanistan’a bırakmıştır (1947). 

Balkan Savaşları

  Balkan Savaşlarının Nedenleri

Rusya’nın tarihi emellerine ulaşabilmek amacıyla Balkan uluslarını Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtması
Balkan uluslarının iyice zayıflayan ve yıkılmakta olan Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki topraklarını ele geçirmek istemeleri
Balkanlarda Panslavizm politikası takip eden Rusya’nın, milliyetçilik fikirlerinden yararlanarak, Balkan ulusları arasında uzlaşma sağlaması
Osmanlı Devleti’nin Almanya’ya yaklaşmasından rahatsızlık duyan İngiltere’nin Reval Görüşmesi (1908) sonucunda Rusya’yı Osmanlı toprakları, Boğazlar ve Balkan politikasında serbest bırakması
Avrupalı büyük devletlerin kendi politikaları doğrultusunda Balkan uluslarını desteklemeleri
Osmanlı Devleti’nin politik bölünmüşlük içerisinde bulunması ve askeri birliklerinin bir kısmını terhis etmesi

Birinci Balkan Savaşı

  Karadağlıların saldırısıyla I. Balkan Savaşı başlamıştır (8 Ekim 1912). Bu savaş sırasında Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ devletleri Osmanlı Devleti’ne karşı aralarında ittifak yapmışlardır.

  I. Balkan Savaşı’nda;

Balkanlardaki Osmanlı ordusunun düzensiz durumda bulunması ve askerlerinin bir kısmının terhis edilmesi
Orduda particilik ve ikiliğin çıkmasından dolayı disiplinin bozulması 

  gibi nedenler, Osmanlı Devleti’nin mağlubiyetine sebep olmuştur.

I. Balkan Savaşı’nın Sonuçları

Osmanlı Devleti, Edirne ve Kırklareli dahil Balkan topraklarından çekilmiştir. Midye – Enez hattının doğusundaki topraklar Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmıştır.
I. Balkan Savaşı sırasında Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiştir. Arnavutluk, Osmanlı Devleti’nden ayrılan son Balkan devletidir (28 Kasım 1912).
Londra’da görüşmeler devam ederken İttihat ve Terakki Partisi I. Balkan Savaşı’ndaki yenilgiden dolayı yıpranan Kamil Paşa Hükümeti’ni “Babıali Baskını” ile devirerek iktidarı ele geçirmiştir. (23 Ocak 1913).
I. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan Ege Denizi’ne ulaşmıştır.
    Birinci Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlıcılık fikrinin başarılı olamayacağı görülmüş ve milliyetçilik cereyanı güçlenmiştir. Balkanlarda Türk azınlığı meselesi ortaya çıkmış, Osmanlı Devleti’nin elinden çıkan Balkan topraklarından birçok Türk ve Müslüman Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır.

İkinci Balkan Savaşı

Londra Antlaşması’na göre en fazla toprağı Bulgaristan aldı. Büyük bir Bulgaristan Devleti’nin ortaya çıkması ve topraklarını Ege Denizi’ne kadar genişletmesi, Yunanistan ve Sırbistan’ın tepkisine neden oldu. Sonuç olarak Osmanlı Devleti’nden alınan toprakların paylaşımı Balkan ulusları arasında İkinci Balkan Savaşı’na neden olmuştur.
    Bu durumdan faydalanmak isteyen Osmanlı Devleti harekete geçti. Kurmay Yarbay Enver Bey komutasındaki Türk ordusu Londra Antlaşması’nda belirtilen Midye-Enez sınırını geçerek Kırklareli ve Edirne’yi geri almıştır.

ÖNEMLİ NOT

Birinci Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine Osmanlı Devleti’nin İtalya ile anlaşmak zorunda kalması, “Trablusgarp Savaşı’nın Balkan Savaşları sürecini hızlandırması” temel alınarak açıklanabilir.
XX. yüzyılın başlarında Balkan uluslarının Osmanlı’ya karşı bir birlik kurması, Balkan devletlerinin Osmanlı’yı Balkanlar’dan tamamen atmaya yöneldiğini gösterir.
1913 İstanbul Antlaşması’na göre Bulgaristan’ın kendi sınırları içindeki Türklerin haklarını tanıması, Bulgaristan’da kalan Türklere azınlık statüsü tanındığını gösterir.
Balkan Savaşları sonucunda Batı Trakya ve Ege Adalarının kaybedilmesi, etkileri günümüze kadar süren azınlık sorunlarının yaşanmasına neden olmuştur. 

Birinci Dünya Savaşı (1914 – 1918)

  Savaşın Nedenleri

  Savaşın çıkmasında etkili olan genel nedenler; Fransız İhtilali’nin getirdiği ulusçuluk akımı ve Sanayi İnkılabı’nın getirdiği sömürgecilik yarışıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli nedeni devletler arasındaki ekonomik yarıştır.

  Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasındaki özel nedenler ise;

Almanya ile İngiltere arasındaki hammadde ve pazar rekabeti
Fransa’nın Almanya’ya kaptırdığı Alsas – Loren kömür havzasını geri almak istemesi
Rusya’nın dünya ticaretinde pay sahibi olmak amacıyla sıcak denizlere ulaşmak ve Balkanlarda otoritesini artırmak için Slav toplulukları kendi idaresi altında birleştirmek istemesi 

   Savaşın çıkmasında;

Sömürgecilik yarışına geç katılan İtalya’nın Akdeniz’de etkinliğini artırmak ve yeni sömürgeler elde etmek istemesi
Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun ülkesindeki ulusçuluk hareketlerini engelleyerek birliğini korumaya ve Balkanlarda gücünü artırmaya çalışması
Avusturya ile Rusya arasında Balkanlara hakim olma yarışı (Germen-Slav tartışması)
Almanya’nın Osmanlı topraklarındaki emellerine ulaşma konusunda Rusya’yı engel olarak görmesi
Avusturya – Macaristan veliahdının Saraybosna’da bir Sırp tarafından öldürülmesi 

  gibi nedenler etkili olmuştur.

  Avusturya – Macaristan veliahdının öldürülmesi, Birinci Dünya Savaşı’nı fiilen başlatmıştır.

ÖNEMLİ NOT

Yeni pazar ve hammadde kaynakları bulma arayışının dünya devletlerini karşı karşıya getirmesi, ekonomik çıkarların siyasal eğilimlere yön verdiğini gösterir.
Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında Batılı devletler Osmanlıya karşı tutumlarını belirlerken, Osmanlı Devleti’nin jeopolitik konumunu temel almışlardır.
Dünya Savaşı’nda Arapların Osmanlı’ya karşı İngilizlerle işbirliği yapması, “Araplar arasında milliyetçilik düşüncesinin etkili olduğu” yargısıyla açıklanabilir.

Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesi

  Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinde;

Devlet adamlarının savaşı Almanların kazanacağına inanmaları
XIX. yüzyılın sonlarında ve XX. yüzyılın başlarında kaybedilen toprakların geri alınmak istenmesi
İttihat ve Terakki Fırkası’nın Alman hayranlığı ve askeri ıslahatlarda Almanya’dan faydalanılması
Ege adalarının geri alınmak istenmesi
Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye borçlarından kurtulmak istemesi
Osmanlı Devleti’nin siyasi yalnızlıktan kurtulmak istemesi
Osmanlı devlet adamlarının Almanya’nın desteğiyle ülkenin kalkınabileceğine inanmaları 

  gibi nedenler etkili olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesi sonucunda;

Yeni cepheler açılmış ve savaş alanı genişlemiştir.
İngiltere Kıbrıs’ı topraklarına kattığını açıklamıştır.
Osmanlı Devleti tek taraflı olarak kapitülasyonları kaldırdığını ilan etmiştir.
Osmanlı Devleti birçok cephede birden savaşmak zorunda kalmıştır.
Osmanlı toprakları İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli antlaşmalarla paylaşılmıştır.
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’nda Kafkasya, Çanakkale, Irak, Suriye-Filistin, Yemen-Hicaz, Kanal, Galiçya, Romanya ve Makedonya Cephelerinde savaşmıştır.

ÖNEMLİ NOT

Almanya’nın, Süveyş Kanalı’nı ele geçirmesi için Osmanlı’yı teşvik etmesi, İngiliz sömürgelerine giden yolları kesmeyi amaçladığını gösterir.
Osmanlı Devleti’nin katılımıyla yeni cephelerin açılması ve Çanakkale Savaşı’nın kazanılması, Birinci Dünya Savaşı’nın uzamasında etkili olmuştur.
Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri arasında Osmanlı topraklarını bölmeye yönelik gizli antlaşmaların yapılması, Rusya’nın Şark (Doğu) Politikası’nın diğer Avrupa devletlerince de benimsendiğini gösterir. 

I. Dünya Savaşı’nın Genel Sonuçları

Osmanlı, Almanya ve Avusturya – Macaristan İmparatorlukları ile Rus Çarlığı parçalanmıştır.
Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Lituanya, Macaristan ve Türkiye gibi yeni devletler kurulmuştur.
Dünya barışını korumak amacıyla Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) kurulmuş, sömürgeciliğin yerini manda yönetimi almıştır.
Sınırların çizilmesinde “milliyetçilik” ilkesine dikkat edilmemesi azınlıklar sorununa neden olmuştur.
Cumhuriyet rejimleri ağırlık kazanmış bazı ülkelerde rejim değişiklikleri olmuştur. Almanya, Türkiye, Bulgaristan ve Avusturya’da Cumhuriyet Rusya’da ise Sosyalist yönetimler kurulmuştur. 

I. Dünya Savaşı’nın Genel Sonuçları

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması, Almanya, Avusturya – Macaristan ve Rusya’daki değişiklikler Orta Doğu ve Avrupa’da dengelerin bozulmasına ve otorite boşluğuna neden olmuştur.
İngiltere ve Fransa en önemli rakipleri Almanya’yı saf dışı ettiler. Savaştan en kârlı çıkan devlet İngiltere olmuş, Almanya gücünü yitirmiştir.
Ümmetçilik anlayışı sona ermiş, Araplar Osmanlı Devleti’nden ayrılmıştır.
İlk kez kimyasal silahlar, denizaltı ve tanklar bu savaşta kullanılmıştır. Kimyasal silahların ve uçakların kullanılması sivil savunma teşkilatının kurulmasında etkili olmuştur.
Savaş sonunda Almanya’ya çok ağır şartlarda antlaşma imzalatılması ve İtalya’ya savaş içerisinde vaat edilen toprakların verilmemesi II. Dünya Savaşı’na neden olmuştur. 

ÖNEMLİ NOT

Wilson İlkeleri arasında “Her ulus çoğunlukta olduğu yerler üzerinde kendi bağımsız devletini kuracaktır” hükmünün yer alması, “imparatorlukların milletler esasına göre parçalanmasının öngörüldüğünü” gösterir.
Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan antlaşmalarla yenilen tarafların ordularının dağıtılması ve ağır silahlarına el konulması, yenilen tarafların savunma gücünün ortadan kaldırılmaya çalışıldığını gösterir.
Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan antlaşmaların II. Dünya Savaşı’nın çıkmasında etkili olması, “antlaşmaların dünya barışını gerçekleştirmeye elverişli nitelikte olmadığını” gösterir.